YAZILARIM

YEMEĞİN RENGİ NEDEN ÖNEMLİ

Seçici yiyici ebeveynler için çocuklarının renkli gıdalar yemesi çok heyecan vericidir. Bir çocuk sınırlı miktar ve çeşitte gıda yemeyi tercih ediyorsa seçici yiyici olarak kabul edilir.

Kavrulmuş tavuk yemesi bile annenin çok sevinmesine neden olabilir. Tavuk kemikli olarak kızartılmışsa daha rahat tutularak yenebilir. İlk olarak sossuz olarak diğer et çeşitlerini de kızartarak denetebilirsiniz. Ancak sadece açık renkli gıdaları tercih eden bir çocuk bunu tercih etmeyecektir.

Seçici Yiyiciler Neden Beyaz Yiyecekleri Tercih Ederler?

Yemek yerken, gıdanın rengini düşünmeyiz. Bu nedenle çocuğunuz küçükse belirli yiyecek renklerini seçtiğini fark etmeyebilirsiniz. 3 yaşında pembe renkte bir sosisi yiyen bir çocuk, 7 yaşına geldiğinde sırf rengi nedeniyle bunu yemek istemeyebilir

Her seçici yiyen tek renk yemeyebilir. Aslında renklerine göre yiyecekleri fark eden ve seçen genellikle daha şiddetli seçici yiyicilerdir. Aşırı seçici yiyici çocukların bile yöneldiği bir renk vardır: Beyaz. Bu çocuklar gelişimi için gerekli gökkuşağı renklerini içeren kırmızı, mavi, mor vb renkteki gıdaları yemek için tercih etmez. Aslında tek renk ve beyaz rengi seçmelerinin bazı nedenleri vardır.

  • Tehditkar görünmemesi. Çocuklar bazı tehlikelerin farkına vardığında bunu başka şeylerle ilişkilendirebilir. Yeşil renk çocuğa vahşi doğayı ve zehirli bir şey olabileceğini düşündürebilir. Bu renk gıdaların güvenli olmadığını düşünerek zehirli bir şeyi yemekten kaçınabilir. Gıda renkleri ile ilgili tüm kararlar çoğu çocuk için bilinçaltında gerçekleşir ve beyaz renk güvenli bir renk olarak algılanır.
  • Çocuğun en sevdiği yiyeceklerin renginin beyaz olması. Günümüzde işlenmiş gıdaların çoğunun rengi beyaz veya bej rengidir. Ekmek, kraker, peynir, tavuk, patlamış mısır, makarna, mısır gevreği ve diğer tahıllar seçici yiyicilerin tercihleri arasındadır. Sarı beyaza yakın bir renk olduğu için sarıya yakın renkli gıdaları da yerler.
  • Açık renk güven verir.Farklı gıda dokuları nedeniyle belli gıdaları yemede zorlanma yaşayan çocuklar bunu konuşamadıkları zamanda ifade etmekte zorlanır. Beyaz, sarı ve bej rengi gıdaları yedikten sonra onlara güven duyarak tekrar rahatsız olmamak için bu gıdaları tercih ederler.

Seçici Yiyicilere farklı renk gıdaları tercih etmesi için stratejiler

İlk olarak yediği gıdaları listeleyerek renk skalasına bakmalısınız. Beyaz ya da farklı bir renk gıdayı görüyorsanız bunu işaretleyin. 15 civarı beyaz gıda yanında birkaç tane sarı renk gıda yemesi size başlangıç için ipucu verecektir. İlk olarak yeşil renkli brokoli yerine sarıya yakın renkli olan havuçtan başlamanızı tavsiye ederim. Ekmek, kraker ve havuç iyi bir öğün olabilir. Sadece beyaz renk varsa bu sefer sarı, turuncu ve pembe gibi az renk değişikliği ile beyaza yakın tonlarda gıdaları öğünlere ekleyerek sunabilirsiniz. Yaptığınız detaylı planlama ile adım adım çocuğunuzu renkli gıdalara alıştırabilirsiniz.

Tek sorun renk mi?

Renk kesinlikle görsel işlemleme ile ilgili duyu hassasiyeti olan bir çocuk için yeme denkleminin çok önemli bir parçası ancak tek faktör değildir. Boyut, şekil gibi diğer görsel uyaranların yanında gıdanın dokusu, kokusu gibi diğer duyusal uyaranları içeren gıda özellikleri de göz önünde bulundurulması gereken unsurlardır.

YAZILARIM

TERAPATİK BEBEK MASAJI

Bebek masajı, bebeğinizin vücuduna ellerinizin nazik ve ritmik şekilde dokunmasıdır. Dokunmak sevgi göstergesidir. Bebeğinize her gün masaj yaparak ona sevginizi daha iyi hissettirebilirsiniz. Özel dokunuş tekniklerini içeren doğru yapılmış bir masajın hem bebeğe hem de yeni ebeveyn olmuş anne babaya pek çok faydası vardır. Masaj yaparken bebeğinizle göz teması kurmanız, şarkı söyleyerek ya da konuşarak mimiklerle farklı yüz ifadelerini kullanmanız masajın etkinliğini arttırır.

Ebeveyn olarak psikolojik olarak kendinizi iyi ve güçlenmiş hissetmenizi sağlar. Bebeğinizle iletişimin en güzel yolu ona masaj ile dokunmaktır.

Bebek Masajının Faydaları

  • Ebeveyn ve bebek arasında güvenli bağların oluşmasının temelini atar. Özellikle babanın uzun süre bebekten ayrı kaldığı saatleri telafi etmesi için bir fırsattır

Journal of Perinatal Education’da yayınlanan bir araştırma   , bebek masajının baba stresini önemli ölçüde azalttığını ve baba ile bebek arasındaki bağı iyileştirdiğini vurgular. 

  • Bebek ve ebeveynde stres hormonlarının azalmasını sağlarken mutluluk, güven hormonlarının salınımını arttırır
  • Masajın doğru noktalara yapılması sinir sisteminin uyarımını sağlayarak sinir iletim hızının artmasını, beyinde daha fazla bölgenin birbiri ile iletişime geçmesini sağlayarak beyin gelişimini destekler
  • Özel dokunuşlarla kan dolaşımının artması ve sindirim sisteminin düzenlenmesi ile gaz (kolik) sancısının azalması, kalp atış hızının düzenlenmesi, kabızlığın engellenmesi sağlanarak bebeğinizin kilo alımını arttırır

Yapılan bir araştırmada, kolik bir bebeğin başarılı bir şekilde sakinleştirilmesi açısından titreşimli sandalyelerle masaj karşılaştırıldığında neredeyse aynı sonuçlar bulunmuş. Ancak bebeğin uzun süre aynı pozisyonda sandalyede durmasının zararlı olması nedeniyle masaj önerilmiştir.  

  • Masaj ile kas-iskelet sistemi destekleyerek bebeklerin boyunun uzamasını, kemik gelişimini destekler
  • Uykunun düzenlenmesinde etkindir. Uyku kalitesini arttırarak daha uzun süreli ve derin uyku ile büyüme hormonunun salınımını destekleyerek gelişimi olumlu destekler
  • Uyanık olduğu zamanlarda bebek daha az ağlar, daha sakin bir bebek olur

8 dakikalık masaj yapılan 4 aylık bebekler, masaj almayan bebeklere göre görsel-işitsel alışkanlık görevlerine daha olumlu yanıt vermiştir.

  • Kendini güvende hisseden bebek sosyalleşmeye yani etrafı ile iletişime başlar. Etrafını keşfetmek için hareketlenir, uzanır. Stres ve ağrıya daha sakin tepki verir
  • Sarılık olan yenidoğanın daha çabuk iyileşmesini sağlar
  • Prematüre bebeklerin kilo alımını artırır. Hastanede kalış süresini azaltarak eve dönüşü hızlandırır

Duyu Bütünleme ve Bebek Masajı

Dokunma duyusu anne karnında başlar ve bebek doğduğunda refleks olarak dokunur. Kendisine dokunulduğunda güvende hisseder. Dünyayı öğrenme ve hayatta kalma iç güdüsünde dokunma çok önemlidir. Duyu bütünleme sürecinde doğru dokunma ve dokunulma ile beyin beden bağlantısı geliştirilir.

Dokunma duyusu diğer duyularında gelişimini destekleyerek ileri düzey becerilerde önemli rol oynar. Öğrenme, hafıza, konuşma, iletişim, fiziksel, duygusal gelişimi destekleyerek dünya ile sağlıklı bir ilişkinin kurulmasının temelini oluşturur.

En İyi Zamanı Anne Baba Bilir

Bebek masajına başlama zamanı ile ilgili belirlenmiş bir kılavuz yoktur. Her bebeğe göre değişiklik gösterir. Doğumdan sonra dokunma ve masaj bazı bebekler için uygun olabilir. Ancak bebeğinizi takip ederek masaja tepkisini değerlendirmelisiniz. Yaklaşık altı haftalık olana kadar beklemek hem davranışların öngörülebilirliği hem de kalça displazisi gibi gelişim ile ilgili sorunların tespitine yardım eder. Bebek rahat, sakin, uyanık ve mutlu ise doğru yoldasınız demektir.

Beslenmeden ve uyandıktan bir saat sonra masaj yapmanız kusmayı, olumsuz tepkileri azaltır. Rutin oluşturma bebek ve aileye bırakılsa da yatmadan önce yapılan uygulama derin uykuya geçişi kolaylaştırır. Bez değişimi sırasında bebek masajı çok sever.

Ortamı hazırlayın

Ortalama 24-25 derece sıcaklıkta, sakin bir ortamda bebeğinizin altına pamuklu bir battaniye koymanız yeterli olacaktır. Bebeğinizi soyarak ona dokunacağınızı her seferinde mimikleriniz ve sözleriniz ile tekrar edin.

Uygun bir müzik ya da bebeğin sevdiği bir şarkının söylenmesi destekleyici olur. Rutin oluşturmak için her gün aynı saatlerde aynı işitsel uyaranların tekrarlanması gerekir.

Doğumu takip eden ilk aylarda bebeğin cildi ince olduğu için kolayca tahriş olmaya meyillidir. Prematüre bebeklerde daha uzun olmakla birlikte ilk aylarda yağ ya da solüsyon kullanımı tavsiye edilmez. Daha sonra alerjileri önlemek için kullanacağınız doğal yağları ya da kremleri test etmelisiniz. Papatya ve lavanta içerikli yağlar rahatlatıcı, okaliptus ve nane içerikli yağlar uyarıcı özellik taşır.

Masaj yapmak her anne babaya doğal gelmeyebilir. Genellikle yanlış yapmaktan korkan ebeveyn geri çekilse de tekrar tekrar denemelerle bu uygulamadan iki tarafta zevk alacaktır.

Dikkat

Yüze masaj yaparken yağ kullanımı göze ve ağza kaçma olasılığı nedeniyle tavsiye edilmez.

Derin masajlar irrite edici olabileceği gibi fiziksel zarar verebileceği için önerilmez.

Bıngıldakların açık olması nedeniyle baş üstüne masaj yapılmaz.

Masaj süresi bebeğin işaretlerine göre 5-10 dk ile sınırlandırılabilir. Ağlayan, uyuyan bebeğin masajına devam edilmez.

Masaj yağları bebeğin kolayca ellerinizden kaymasına neden olabilir. Kaldırırken bu durumu göz önünde bulundurun.

Vücudunda enfeksiyon, ateş, hastalık belirtisi olan bebeğe masaj yapılmaz.

Kaynak:

Cheng C., Volk A. Supporting Fathering Through Infant Massage. The Journal of Perinatal Education. 2011, 20-4:200-209

Lin C., Young H. Effects of infant massage on jaundiced neonates undergoing phototherapy. Italian Journal of Pediatrics. 2015, 41:94

Mathai S, Fernandez A, Mondkar J, Kanbur W. Effects of tactile-kinesthetic stimulation in preterms. Indian Pediatr. 2001 Oct;38(10):1091-8

Huhtala V, Lehtonen L. Infant Massage Compared with Crib Vibrator in the Treatment of Colicky Infants. Pediatrics June 2000, 105 (6)

Cigales M., Field T. Massage enhances recovery from habituation in normal infants. Infant Behavior and Development. 1997, 6 : 29-34

YAZILARIM

BESLENME PROBLEMLERİ

Her ebeveyn, çocuklarının beslenmesi ve gelişimi ile ilgili endişe duyar. Yemeyi öğrenmesi ile başlayan yolculuk çatal -kaşık kullanımı, farklı gıdaları denemesi ile devam eder. Bebeklikten çocukluk çağına geçerken gıdalarla tanışma sırasında ebeveyn yaklaşımı duyusal yeme problemleri ya da seçici yiyiciliğe sebep olabilir.

Anne karnındaki bebeğin tat tomurcukları nasıl annenin beslenmesine göre şekilleniyorsa doğumdan sonra ek gıdaya geçme döneminden itibaren gıda çeşidi, sunumu, tutum ve baskı, yeme düzeni tüm yaşamı ve gelişimi etkileyen süreci başlatır.

Çocuğunuz aç mı?İştahsız mı?

Açlık, fizyolojik yeme ihtiyacı ve isteği, iştah ise hoş tat ve tatmin ile ilişkili olasılıkla öğrenilmiş psikolojik yeme ihtiyaç ve isteğidir. İştahın sayısal olarak derecelendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle az, çok, biraz yemek ifadelerini kullanırız ve çocuğumuzu iştahsız ve dolayısıyla sağlıksız olarak görebiliriz.

Yeme Problemlerinin Belirtileri

Seçici yiyen ile duyusal yeme problemleri yaşayan çocuğun ayırt edilmesi hem tedavi yaklaşımı açısından farklılık gösterir hem de doğru sonuca ulaşmayı kolaylaştırır.

Organik temeli olan veya olmayan çocukluk çağı yeme bozukluklarında öğürme, kusma, huzursuzluk, ağlama, uyumama, kilo kaybı, yutma güçlüğü gibi belirtiler görülebilir. Bebeklerde ise iştahsızlığın en önemli belirtileri zayıf/kısa süreli emme, emmeyi reddetme ve ağlama, başını geriye atma, huzursuzluk olarak gözlenebilir.

Büyük çocuklarda ise daha tepkisel davranışlar gözlenir. Yemeyi yemeyerek masayı terk etme, yememek için başını çevirme ya da ağzını kapatma, öfke nöbetleri, yemekleri dökme, kaşık/çatalı fırlatma ve ağlama, yemeği ağzında tutmak veya kusmak şeklinde tepkiler verebilir. Dokusundan dolayı sıvı/püre/katı gıdaları reddedebilir. Belli renk/koku/tatları tercih edebilir. Açlık hissetmeme ve belli besinleri yemekte ısrar etme ve sonucunda da yetersiz kilo alımı gözlenebilir.

Gıdanın dokusu, rengi, kokusu ve sesinden dolayı duyusal yeme problemleri yaşayan çocuk, elinde olmayan nedenlerle gıdalara mesafelidir. Yeme sırasında agresifleşir, ağlar, öfke nöbetleri geçirebilir.

Seçici yiyici çocuklar belli sayıda, miktarda ve renkte gıdaları yer. Ona sunulan yeni gıdalara tolere edebilir ve çok isteksiz davransa da yeni bir yiyeceğe dokunabilir ya da tadabilir. Farklı protein, karbonhidrat, yağ gıda gruplarından en az birini yer. Planlı olarak yaklaşıldığında diyetine yeni gıdalar eklenebilir.

Seçici yiyici çocuklara farklı alternatifler vermeyi bırakırsanız yemek yemeyi bırakarak aç kalabilir, kendilerini hasta edebilirler.

Her çocuk 1-5 yaş arası büyüme dönemlerinde yemekte seçici davranabilir. Ancak ortalama seçici yiyici bir çocuk doğru stratejiler ile desteklenmezse aşırı seçici yiyici olabilir. Sosyalleşme ve okul hayatını etkileyebilir.

İştahsız kabul edilen çocukların çok azında ciddi anlamda beslenmeyi reddetme, kusma gibi belirtilerle birlikte kilo alamama, az alma ya da kaybı ile seyreden yeme bozuklukları görülüyor. Ciddi yeme bozuklukları devam etmesi durumunda bilişsel bozukluklar, davranışsal bozukluklar, farklı yeme bozukluklarına  (anoreksiya veya bulimiya nevroza) temel oluşturur.

Çocuğun beslenmesi fiziksel gelişimi için çok önemlidir. Ancak endişelenmeden önce çocuk hastalıkları ve sağlığı doktorunuzun yapmış olduğu gelişim değerlendirmelerini göz önüne almanız gereklidir.

Duyusal yeme problemi ya da seçici yiyici olduğunu düşünüyorsanız duyu profilinin değerlendirilmesi ve seçici yiyici testinin yapılması için bize başvurabilirsiniz.

Kaynak:

YAZILARIM

ORAL MOTOR AKTİVİTELER

Ağzımızın içinde tat almamızı sağlayan özelleşmiş alıcıların yanında doku ve farklılığı (ısı, sertlik) algılayan alıcılarda mevcut. Bu nedenle bebek dünyayı öncelikle ağzı ile algılar. Bunun sonucunda güven duygusu geliştirir. Dil becerileri ve beslenme içinde oral motor (ağız içi kas) aktiviteler son derece önemlidir

Çocuklar ile yapacağınız birkaç eğlenceli oyun ile gelişimine çok yönlü katkı sağlamanız mümkün. İşte bunlardan bazıları:

  • Süt dolu bardağı pipetle üfleyerek hava kabarcıkları yapmak,
  • Islık çalmak, hatta belli ritimleri taklit etmesini istemek,
  • Armonika, flüt ya da karton rulo ile ses çıkarmak,                    
  • Pipet ile pamuk ya da kağıtları bir noktaya taşımak,
  • Yumuşak, gevrek ve benzeri farklı gıda dokularını çiğnemek,
  • Pipet yardımı ile farklı yiyecek çeşitlerini içmeye çalışmak (su ,elma püresi ,puding ,MilkShake)
  • Sakız çiğnemek ve şişirmeye çalışmak,
  • Sulandırılmış boyayı kağıt üzerinde üfleme çalışması yapmak evde yapılabilecek zevkli paylaşımlar arasında sayılabilir.

Gözlemleriniz sonucunda bu aktiviteler ile sakinleşen, odaklanan çocuğunuza her zaman yanında taşıyabileceği somut bazı oyuncaklar da alabilirsiniz. Duyusal çiğneme kolyeleri, çiğnenebilir bilezikler, tüpler, çiğnenebilir kalem başlıkları bunlardan bazılarıdır. Beslenme çantasına fındık, fıstık, galeta gibi çıtır gıdalar eklemeniz okulda konsantrasyonunu arttıracaktır.

Duyu Bütünleme ve Oral-Motor Aktiviteler

Beslenme, iletişim ve fiziksel gelişim için, ağız içi duyuları çok önemlidir. Besinin dokusunun, kıvamının, tadının algılanmasını sağlayan tat tomurcuklarının yanında beden farkındalığı (proprioseptif) duyusu da çene kaslarının kasılma derecesine, çiğneme hızına karar verir. Duyu Profilinde tat duyusu ile ilgili sorulan sorular, duyusal uyarıların algılanma şeklini (modülasyonu) tarif etmemizi sağlar.

Oral Duyu Arayışı Davranışları:
Bir çocuk oral uyaranlara karşı hassas ise kalemler ,parmaklar ,saçlar veya giysiler gibi şeyleri çiğneyerek veya emerek oral stimülasyon arayabilir. Bir kamıştan çiğneme ve/veya içme konusunda sıkıntı yaşayabilir, tırnaklarını ısırır ya da diliyle tıklatma sesini çıkartmaya çalışır.

Oral Duyusal Kaçınma Davranışları:
Bir çocuk oral uyaranlara aşırı duyarlıysa ağzını açmaktan kaçınır. Diş fırçalama sırasında ağzını kapatır. Yeni yiyecekler denemeye dirençlidir. Bazı yiyecek dokularından kaçınabilir ve mutfak eşyaları ile yemek yemek onu üzebilir. Bu çocuklar genellikle seçici yiyiciler olarak tanımlanır ve oldukça sınırlı bir diyete sadık kalabilirler.

Bu davranışların var olması, yine de çocukta Duyusal İşleme Bozukluğu olduğunu doğrulamaz. Bu tanıya, ancak bu konuda eğitimli bir profesyonelin yapacağı değerlendirme ile ulaşılabilir.

Duyu profilinin ebeveyn tarafından doldurulması, detaylı anamnez ve gözlem sonucunda, ihtiyaca uygun duyusal stratejiler bulmak çocuk için uygun olacaktır.

Son olarak, duyusal yeme bozukluğu ile davranışsal yeme bozuklukları ayrımının yapılması çok önemlidir.

Fotoğraf: Resim Willfried Wende tarafından Pixabay‘a yüklendi

YAZILARIM

W OTURUŞU

Ailelerin belki de en çok zorlandığı konu bebekleri/çocukları için en doğrunun ne olduğunu hangi kaynaktan öğrenebileceklerini bilememeleridir. Oyunun yararlarının bile son 30 yılda önemsenmesi bebeğin gelişim aşamalarının da önemini arttırdı. Sosyal medyada takip ettiğim kişilerin paylaşımlarında bazı çocukların “W Oturuşu” denilen pozisyonda oturduğunu gördüm. Bu nedenle bu oturuşun nedeni, zararları ve düzeltme yollarını yazmak istedim. Etkilerini bilirseniz etrafınızdaki kişileri bilgi vererek uyarabilirsiniz.

Bebekler oturmaya ilk başladığında “halka oturuşu” ile dengelerini sağlamaya çalışır. Emeklemenin başlaması ile kalça kasları zayıf ve kalça eklem hareket açıklığı normalden fazla ise bebek emeklerken arkaya doğru oturur ve w oturuşu oluşur. Bebek için bu duruş kolay gelir.

W OTURUŞUNUN ETKİLERİ:

Kalçanın Yapısal Anormallikleri: Oturuş şekli değiştirilmezse kalça eklemi normalden daha fazla içe dönme açısına sahip olur. Kalça dışa dönmemeye başlar. Zamanla diz alt kısmında “tibial torsiyon “ denen kemiğin dönme problemi ortaya çıkar ve yürümeye başladığında çocuk içe doğru basarak yürür.

Eklemlerde Stres Yaratması: Eklemler ve kaslar üzerinde W Oturuşu stres oluşturacağı için uyluk kemiğinin baş gelişiminde anormallik oluşmasına ve kalça çıkığına yatkınlığa neden olabilir.

Kötü Denge ve Zayıf Çekirdek Kas Kuvveti: W oturma, bacakları düz ya da çapraz olarak otururken kullanılan çekirdek kasların kullanımını engellediği için bu kaslar zayıf kalır. Koşamaz, tek ayak üzerinde duramaz, tek ayak üzerinde zıplayamaz. Otururken sırtı kambur, dizleri birbirinden ayrık bir şekilde durur. Bağdaş kurmak zor ve/veya ağrılı bazen de imkansızdır. Sırt ve karın kaslarının(çekirdek kaslarının) güçlenmesinde gecikme olur.

Yürüme Bozukluğu: Bu oturuş şekli, kalçanın içe dönme açısında artma, dışa dönme açısında ise azalma nedeniyle güvercin parmak (pigeon toed) ve parmak ucu yürüyüşe zemin hazırlar.

Lateralizasyon (baskın taraf elin tercihi) Gelişmesini Olumsuz Etkiler: W-oturuşunda çocuk oynarken en yakın elini kullanarak aktivitelerini yapar. Bu durum dominant elin karar mekanizmasını etkiler.

Kaba Motor Aktivitelerde Zorlanma: Çocuk küçükken çok belirti vermese de ileride koordinasyon bozukluğu, denge kaybı, aktivitelerde çabuk yorulma vb belirtiler artık durumun önem arz etmeye başladığını gösterir.

Gövdenin Dönme Hareketlerinde Azalma: Leğen kemiğinin arkaya doğru eğimli olmasına neden olan bu pozisyon sırt kaslarının uzamasına ve zayıflamasına neden olacağı için gövdenin sağa ve sola dönme hareketlerinde azalma ve limitlenmeye neden olur.

Orta Hattı Çaprazlama Hareketinde Azalma: Gövdenin dönme hareketi, orta hattı çaprazlama için çok önemlidir. Gövde dönüşleri ve bilateral (iki taraf elin) koordinasyon, ince el becerilerinin gelişiminde çok önemlidir.

Azalan Aktivite Düzeyi: Çocuklar W-Oturuşunda , doğrudan önlerindeki oyuncaklarla oynarlar. Diğer oturma pozisyonlarında gerekli olan diğer yana veya sağa sola geçiş öğelerini yapmazlar. Bu nedenle ihtiyaç duyulan becerilerini geliştirebileceği ortam yaratılmamış olur.

Yetişkinlikte Bel Ağrısı: Yapılan bir çok araştırma çocukluk dönemindeki W-oturuşunun zayıf gövde ve sırt kasları ile kötü duruşa neden olmasından dolayı %50 oranında bel ağrısı çektiğini ortaya koymuştur.

Peki ne yapabiliriz?

Alternatif oturuş pozisyonları tercih etmek. Terzi Oturuşu (ayak tabanlı yapışık, dizler yere yakın), Çapraz Oturuş, Uzun Oturma (dizler düz, bacaklar ayrık), Yan oturuş( dizler bükülü, ayaklar bir tarafta), Sandalyede Oturma(çocuğa uygun yükseklikte, ayak tabanları yerde), Yüzüztü yatış Pozisyonu gibi alternatif pozisyonları tercih etmesi teşvik edilmelidir. Zorlanma olsa da takibi bırakmamak önemlidir.

Çekirdek kas kuvvetini artıracak egzersizler ve aktiviteler yapmak. Daha önceki yazılarımdan çekirdek kas kuvvetinin önemini ve örnek kuvvetlendirme egzersizlerini okuyabilirsiniz.

Kalça kaslarının gerilmesi ve güçlenmesini sağlayan egzersizler ve aktiviteler yapmak.

Sözel uyarılarla doğru oturuşu desteklemek. Ayalarını çapraz bağla ya da bacaklarını uzat şeklinde düzgün oturuşu sağlanmalı.

Fizyoterapistten yardım almak. Fizyoterapistin detaylı değerlendirmesi sonucu kişiye özel egzersiz programı ve ev düzenlemeleri yapılmalı.

ANA SAYFA, YAZILARIM

PREMATÜRE BEBEK VE DUYU BÜTÜNLEME İLİŞKİSİ

Son yıllarda artan erken doğum oranlarına (genel popülasyonun yaklaşık %13’ü) rağmen yeni doğan bakımının gün geçtikçe ilerlemesi ile daha fazla bebek hayata tutunuyor. Fizyoterapi seanslarına da daha fazla prematüre bebek, gelişim geriliği ile başvuruyor.

Prematüre Bebek

Normal gebelik 38-42 hafta arasında iken 37 haftadan önce olan doğumlara “Erken Doğum“, doğan bebeklere “Prematüre Bebek” denmekte.

Duyuların anne karnında gelişmeye başladığını ve normal doğum haftasına kadar belli bir aşamaya ulaşarak, doğum sonrası duyuların gelişmeye devam ettiğini daha önceki yazılarımda detaylı olarak yazmıştım. Erken doğumun gerçekleşmesi ile bebeğin duyusal sistemlerinin normal (nörofizyolojik) gelişimi olumsuz etkilenir. Bu durumda bir veya daha fazla duyuda DUYU BÜTÜNLEME BOZUKLUĞU görülebilir.

“Prematüre Bebeklerde Duyusal İşlemleme Bozukluğu Riski” üzerine yapılan 45 araştırmanın meta analizine göre prematüre bebeklerin %44′ünde Duyu Bütünleme Bozukluğu olduğu ve Modülasyon Bozukluğu‘nun(duyuların algılanmasında sorunun yaşanması) ilk sırada yer aldığı görülmektedir.

Prematüre bebek, doğumdan hemen sonra Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesinde küveze alınır. Buradaki uyaranlar anne karnına göre hem sıra dışı hem de çok daha yoğundur.

Parlak ışıklar, gözlerini açmasını ve etrafını algılamasını engeller. Dokunuşlar, enjeksiyon(serum iğnesi), ağıza sokulan solunum cihazı boruları bebekte stres yaratır. Yüksek perdeli sesler kalp hızının artmasına, solunumun sıklaşmasına bazen durmasına, kandaki oksijen düzeyinin azalmasına, stres hormonlarının salınımına, rahatsız uyku gibi fizyolojik değişikliklere neden olur.

Derin uyku olarak bilinen REM (Rapid Eye Movement) uykusunun yoksunluğu, kendi içinde duyusal sistemin gelişimini engeller.

Prematüre bebeklerin ileri yaşlarda Duyu Bütünleme Bozukluğu (DBB) teşhisinin gecikmesini engellemek için alınması gereken önlemler şöyle sıralanabilir:

Prematüre doğmuş bebekler üç yaşına kadar “Duyu Bütünleme Bozukluğu” açısından taranmalı. Çocuk doktorları bu konuda bilinçlenmeli ve bilgilendirilmeli.

Prematüre bebek sahibi ebeveynler, DBB hakkında bilgilendirilmeli.

Duyusal, motor, bilişsel ve dil problemlerinin duyusal işleme ile ilgili olabileceği akılda tutulmalı.

Erken Teşhisin erken tedaviyi beraberinde getireceği ve sağlıklı nesillerin oluşumunu destekleyeceği bilinmeli.

(*) Resim Free-Photos tarafından Pixabay‘a yüklendi 

ANA SAYFA, YAZILARIM

DUYU BÜTÜNLEME ve UYKU

Uyku, belli bir uyarı eşiğinin altında olan dış uyaranlara yönelik tepkilerin büyük oranda baskılandığı, bilincin neredeyse tamamen kapalı olduğu, istemli kas faaliyetlerinin (bazı istisnalarla birlikte) baskılandığı ancak özellikle beynin ve hormonal sistemin son derece aktif olduğu, vücudun genel olarak dinlendirilmesi, bakımının yapılması, sorunlarından arındırılması ve süreçlerin düzenlenmesi için genellikle günlük olarak kendini tekrar eden bilişsel ve sinirsel bir algı durumudur. 

Bu kadar yararlı ve gerekli bir çok faktörü içinde barındıran uyku bebeğin tüm yönlerdeki (fiziksel, zihinsel, bilişsel) gelişimi için çok önemlidir.

Normal gelişen çocuklarda, Duyusal işleme ve Uyku arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılan bir çok araştırmadan biri çok ilginç sonuçlara ulaşmıştır.

Normal gelişen 45 çocuğun , ebeveyn ve bakıcıları aracılığıyla duyu profili, ev formu, çocukların uyku ölçeği ve uyku alışkanlığı, çocuk uyku deseni raporu gibi çok detaylı değerlendirmelerin sonucunda Duyusal işleme ile uyku düzeni , uyku alışkanlığı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çünkü duyu bütünleme problemi olan çocuklarda uyku kalıplarının farklı olduğu ve bu çocukların uykuya dalmakta, uyumayı devam ettirmekte zorlandıkları ortaya çıkmıştır.

Tüm bu verilerin ışığında, Duyu Bütünleme Bozukluğunun yaşam kalitesi, bebeğin normal gelişimi üzerindeki etkilerini bilen pek çok ülke şüpheli uyku problemleri olan çocuklarda duyusal değerlendirme yaparak sorunu tespit etmekte ve uyku düzenini sağlayarak normal gelişim eğrisini, öğrenme piramidini desteklemektedir.

Uyku ve Duyular

Uykumuz geldiğinde bazen koltukta bazen yolda uykuya dalabiliriz. Özellikle çocuklar bu konuda çok daha hızlıdır. Alışveriş sepetinde, kucakta, oyun havuzunda boynu/vücudu bükülmüş pek çok çocuğu uyurken görmüşsünüzdür. Ancak uykunun kalitesi için belli kriterlerin yerine getirilmesi daha sağlıklıdır.

Uykuya geçmek için yapılması gerekenler şu şekilde sıralanabilir:

  • Öncelikle çevreden gelen uyarılar izole edilmeli. Özellikle ışık ve ses. Eğer modülasyon (uyaranın dozunu ayarlama) problemi varsa işitme ve/veya görsel duyu hassasiyeti nedeniyle çocuk etrafından kopamaz, uykuya dalamaz ve olumsuz etkilenir
  • Uyku kıyafetleri giyilmeli. Taktil duyu hassasiyeti olan bir çocuk pijamasının dokusundan rahatsız olabilir. Pamuklu, desensiz, ince, esnek kumaştan pijamalar tercih edilmesi hassasiyeti azaltacaktır. Ayrıca kıyafetlerini hangi sırayla giymesi gerektiğinde zorlanıyor ve yoruluyor olabilir. (praksis problemi) Günün ve bu işlemlerin yorgunluğu üst üste gelince uykuya dalmak zorlaşabilir.
  • Yatağa yattığında çarşaf ve yorganın arasına girmesi kendini güvende hissetmesine yardım edecektir. Proprioseptif ve taktil duyu hassasiyeti olan çocuk, çarşaf ve yorganın dokusu, ağırlığından olumsuz etkilenebilir. Her çocuk özeldir ve özel ihtiyaçlarına göre hizmet almalıdır.
  • Uyku odası rahatlayabileceği bir yer olmalı. Görsel duyu hassasiyeti olan bir çocuk duvar kağıdındaki desenden, kocaman peluş ayıcıklardan, odanın rengi ve ışıklandırmasından olumsuz etkilenebilir. Korku, endişe, kaygı duyması uykuya dalmayı zorlaştırabilir.
  • Uykuya daldıktan sonra uykunun devam ettirilmesi gerekir. Vestibüler ve/veya işitsel duyu hassasiyeti olan çocuk, yatak gıcırdısından, uyku sırasındaki vücut hareketlerinden olumsuz etkilenerek derin uykuya dalmada zorlanır. İnteroseptif duyu hassasiyeti nedeniyle tuvaleti geldiğinde karnını aç sanabilir. Rahatlama ve sakinleşme bu gibi durumlarda neredeyse imkansızdır.

Her gün yapılması gereken bu rutin uyku düzeninde zorlandığını bilen çocuk, daha uyumadan strese girerek kendini bir kısır döngünün içinde bulursa artık uyku zamanı bir işkenceye döner.

Otizm – Duyu Bütünleme – Uyku ilişkisi

Yeni araştırmalar göstermektedir ki otizmli küçük çocuklarda yüksek duyu algısı ile uyku problemleri (özellikle 7 yaş civarında) başlamaktadır. Ortamda ses varsa, hafif dokunuşlar rahatsız ediyorsa, ortamda fazla ışık ve/veya gürültü varsa uykuya dalmada zorluk yaşanır.

Amerika ve Kanada’da otizmli çocuklara tıbbi bakım sağlayan 12 akademik merkezde 2-10 yaşları arasında 437 çocukta Otizm değerlendirmesi, zeka testi, uyku problemlerinin sıklığı, duyu profilleri ile duyusal hassasiyetleri değerlendirilerek uyku problemleri ile ilgili araştırma yapılmış.

Uyku problemlerinin çocuğun yaşı, cinsiyeti, IQ ile ilgili olmadığı ebeveynin sosyoekonomik düzeyi ile ilişkili olduğu ve düşük gelir düzeyli ailelerin yatma zamanı rutini , ayrı oda, sessiz ortam vb durumları oluşturamadıkları için uyku problemlerinin oluştuğu tesbit edilmiş.

Duyu hassasiyetine bağlı uyku problemleri olan otistik çocuklarda , daha sonraki zamanlarda dikkatsizlik ve /veya hiperaktivite gözlenmekte, ayrıca baş ağrısı, sindirim rahatsızlıkları gibi etkileri de olmaktadır. Uyku Problemleri ile kaygı arasındaki bağlantı otizmli çocuklarda yaygındır. Yeterince uyuyamayınca daha endişeli olur ve daha fazla endişe daha fazla uykuya geçmekte zorlanma yaratır.

Uzmanlar uyku problemi olan otizmi çocuklar için davranışsal terapiyi önermekte ve ebeveynlerin çocuklarının uyku problemleri yönetmeleri için bilgilendirmenin önemli olduğunun altını çizmektedir.

Kaynaklar:

Burr A., Chang M. (2018) The American Journal of Occupational Therapy Çağrı Mert Bakırcı M.Ç. (2019) Evrim Ağacı, Uyku Nedir? Albayrak Sidar E. (2019) Duyu’lmak İstiyorum. 230

ANA SAYFA, YAZILARIM

DUYU BÜTÜNLEME ve MESLEK SEÇİMİ

Engelli olan ve olmayan çok sayıda çocuk, duyumları işlemden geçirme ve bütünleştirme zorlukları yaşıyor.

Araştırmalar, teşhis edilen engelli olmayan çocukların %10 ile %51’inin zorluk yaşadığını göstermektedir. Bu tahmin çeşitli tanıları olan çocuklar için %40 ile 88’e kadar yükselmektedir.

İşte bu nedenle Amerika’da duyusal işlem ve meslekler arasındaki ilişkiyi aydınlatmak için çocuklar ve gençler arasında araştırmalar yapılmış ve ortak meslek terapisi müdahaleleri ile ilgili incelemelerde bulunulmuştur. Duyusal uyaranlara içsel ve dışsal tepkiler bireyler arasında büyük farklılıklar gösterir, ancak bu tepkiler temel meslekleri etkilediğinde müdahale gerekir. Genelde meslek , kişinin nörofizyolojik duyusal işleme ve entegrasyon yetenekleri ile çevresi arasında bir uyumsuzluk olduğunda etkilenir.

Son yıllarda, literatür duyusal işlemi ve entegrasyon sorunlarına odaklanmakta, bu sorunlardan kaynaklanan mesleki performans zorluklarına vurgu yapmaktadır. Duyusal uyaranları algılama, yorumlama ve cevap verme konusundaki zorluklar, çocuğun anlamlı ve değerli mesleklere katılma becerisini etkiler.

Dünya Sağlık Örgütü, “katılım becerisini” günlük yaşam aktiviteleri, enstrüman çalma, dinlenme ve uyku, eğitim, iş, oyun, eğlence ve sosyal katılım gibi temel mesleklerde önem arz eden geniş kapsamlı bir tanım yapmıştır.

Artık dünya duyu bütünlemenin önemini bir üst basamağa taşımış.Erken teşhis ile tedaviye başlamakla kalmayıp ilerde seçilecek meslekte duyusal işleme ve yorumlamanın değerlendirilerek kalifiye meslek elemanlarının yetişmesini sağlamaya başlamıştır.

YAZILARIM

AYLIK KARIN ÜSTÜ AKTİVİTE GELİŞİMİ

“Yüzüstü yatış zamanı da nedir?”, “Çok basit”, “Zaten bebeğim yüzüstü yatınca ağlıyor. Ne gereği var ki ağlatmanın?”… gibi bir çok serzenişi duyar gibiyim. Ancak bebek doğar doğmaz onun fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimi için destek vermek hem ebeveynin hem de toplumun başlıca görevidir. Gelişimi destekleme yolları, nedenleri ve sonuçları iyi bilinmeli ki uygulanabilsin.

İşte tüm bu nedenlerden dolayı bebeğin ilk aktivitesi olan dönme hareketi ile kazandığı karın üstü yatış pozisyonunu desteklemeliyiz. Göbek kordunu düşmeden önce bile sağlıklı bebeklerde yüzüstü yatış başlanabilir. Bebeğinizi karnı üstüne yatmaya ne kadar erken teşvik etmeye başlarsanız, bu pozisyonu doğal olarak kabul etmesi de o kadar olasıdır.

İlk 2 hafta

Anne 45 derecelik eğik bir pozisyonda sırtüstü yatarken göbeğine/göğsüne bebeğini yüzüstü yatırır. Bebeğin karnı tok olmalı ama yeni beslenmiş olmamalıdır. Günlük rutininin içinde her saat başı 1-5 dakika arası başlangıç için ideal bir süredir. Bebeğin mutlu ve uyanık olması çok önemlidir. Ancak bu pozisyonu sevmiyorsa da denemeyi bırakmamalısınız.  

Birinci Ay

Bebeğiniz karın üstü pozisyondan daha da zevk almaya başlar. Çünkü bu duruş karnına hafif bası yapacağı için gaz sanıcılarını azaltacaktır. Artık başını bir saniyede olsa yukarı kaldırabilir ve sağa-sola çevirmeye başlar. Başını yukarı rahatlıkla kaldırabilmesi için göğsünün altına rulo havlu yerleştirilebilir.

İkinci Ay

Bebek ikinci ayında artık bu pozisyonda en az bir dakika mutlu bir şekilde durabilmelidir. Bu zamanın çoğu yerde yapılmalı ve etkileşim içinde olmalıdır. Bebek her iki tarafa başını rahatlıkla döndüremiyorsa uzman tarafından değerlendirilmesi önerilir. Başın bu hareketini desteklemek için bebeğin beşiğine her gece farklı yönlerde yatırabilirsiniz.Üçüncü Ay

Üçüncü Ay

Bebek kollarına ağırlık vermeye, başını 45-90 derece arası yukarıya kaldırmaya başlamıştır. Gün içinde toplam bir saat yüzüstü yatış pozisyonunda zaman geçirir. Önündeki oyuncakları takip etmeye çalışır. Pilates topu üzerinde öne-arkaya hafif sallama hareketleri başın kolay kaldırılmasına  ve tutulmasına yardımcı olur. Yanına uzanıp kitap okumak ilginin uzamasını sağlar.

Dördüncü Ay

Bebek kafasını orta hatta ve 90 derece yukarıda rahatlıkla tutmaya başlar. Dirsekleri 90 derecede omuzlarının altında ve hafif önündedir. Etrafını izlemeyi çok sever. Önüne konan bir ayna aracılığıyla bu zamanı daha zevkli geçirmesini sağlayabilirsiniz. Kontrast zeminler bebeğin ilgisini çekmek için harika bir yoldur.

Beşinci Ay

Dirseklerini düzeltecek şekilde zemini itmeye ve göğsünü zeminden kaldırmaya başlar. Artık boyun ve sırt kasları kuvvetlenmeye başlamıştır. Böylece almak istediği şeylere bir eli zeminde destek yaparak uzanmaya çalışır. Bebeğin ellerini göğsünün altına yerleştirerek hafif bebek şınavı egzersizi yaptırılabilir.

Altıncı Ay

Karın üstü yatış zamanı ve süresi daha çok bebek tarafından belirlenmeye başlar. Göbeğinin üzerine daire çizerek etrafını keşfetmeye, uzanmaya, tutmaya çalışır.   

YAZILARIM

GÜÇLÜ BEBEKLER İÇİN KARIN ÜSTÜ EGZERSİZLER

Karın üstü egzersiz zamanı, bebeğin uyanık ve yalnız değilken karın üstünde yeterli zaman geçirmesinin desteklenmesidir. Taşıma, tutuş, bez değiştirme, yön değiştirme, beslenme ve oyun sırasında da uygulanması tavsiye edilir.   

Bu yöntemin bebeğinizin fiziksel, zihinsel, duyusal, psikolojik ve dil gelişimi açısından bir çok yararı vardır.

  • Gelişim basamakları için çok önemlidir ve kaba motor, ince motor, iletişim ve duyusal becerilerini kullanma fırsatı verir.
  • Bebeğinizin sırtını, boynunu ve çekirdek kaslarını güçlendirerek bebeğin yuvarlanma, oturma, emekleme ve daha fazlasını içeren normal motor gelişim eğrisinin desteklenmesine yardımcı olur 
  • Pozisyonel plagiosefali (düz başlılık), tortikollis (boyun kasının kısalması) gibi anormal durumların oluşmasını önler  
  • Boyun, omuz ve sırt kaslarının gelişimi ile ileri ki dönemde makas tutma, kalemi kavrama gibi ince motor aktiviteleri desteklenmiş olur  
  • Koruyucu ilkel reflekslerin azalarak vücudun daha koordine, kontrollü, kararlı olmasına yardım eder  
  • Kol, gövde ve bacaklardan proprioseptif ve taktil duyu girdisi sağlayarak uzaydaki pozisyonları hakkında bebek beynine bilgi verir   
  • Farklı dokuları bütün vücudu ile hissetmesi dokunma(taktil) duyusunun gelişimini destekler  
  • Farklı pozisyonlarda yerleştirilmesi, hareket etmesi vestibüler duyunun gelişimini destekler 
  • Yüzüstü nesnelere uzanarak el-göz koordinasyonu gelişir 
  • Gaz, kabızlık benzeri problemlerde bağırsak hareketlerini olumlu destekler  
  • Kalça kaslarının gerilmesi ile hem kalça gelişimini destekler hem emeklemeye hazırlar
  • Duyusal Sistem’in sağlıklı gelişimini destekler   
  • Bilişsel Gelişimi destekler  
  • İletişimin daha rahat sağlanması nedeniyle dil gelişimini destekler

Farklı Pozisyonlar Uygulayın…

  • Karın-Karın Pozisyonu: Sırtüstü yatan birinin göbeğine bebek yüzüstü yatırılabilir. Yüz yüze gelerek bağlanma, güven, göz teması teşvik edilmiş olur   
  • Kucak-Karın Pozisyonu: Oturan birinin dizlerine bebek yüzüstü yerleştirilir. Bu şekilde kollar ve bacaklar daha serbest hareket eder. Boyun, sırt kaslarının gelişimini de destekler
  • Direkt Karın Pozisyonu: Soğuk ve sert zemin olmamak kaydı ile bebek yumuşak zemin üzerine yüzüstü konur. Bebekler bu pozisyonu yalnız olduklarını zannettiklerinden pek sevmeyebilir. Özellikle yeni doğanın ilk dönemlerinde bebeğin yalnız bırakılmaması güvenlik ve yatış süresinin uzaması için çok önemlidir.

Bebeğiniz henüz bu pozisyona tolere edemiyorsa yan yatış pozisyonu alternatif olabilir. Sırtı yastıkla desteklenerek ellerin birleşik ve önde olduğu bir pozisyonda ebeveyn yanına uzanabilir ve sürenin uzaması için gerekli durumları oluşturabilir. Başının altına ufak bir havlu koyabilir ya da bacaklarını hafif bükerek destek alanını arttırabilirsiniz.

Bebeğin karın üstü keyifli ve huzurlu vakit geçirmesi, onu zorlamamak ve ağlatmamak çok önemlidir. Karnı hafif tok, uykusunu almış, uyanık olduğu zaman aralıkları tercih edilmelidir.

Doğumdan itibaren hastaneden eve gelir gelmez 3-5 dk süreyle günde 2-3 kez, zaman içinde daha fazla zaman eklenerek karın üstü yatış pozisyonu önerilir. 3. aya kadar bir saate, 4. ayda 90 dakikaya kadar çıkartılabilir

Eğlenceli Aktiviteler

  • Sesli oyuncaklar dikkat ve odaklanmayı sağlar 
  • Ebeveynin yanında olması her zaman motive eder
  • Bebeğin karşısına geçerek konuşmak, komik yüz hareketleri yapmak  
  • Bebeğin göz seviyesinde şarkılar söylemek etkileşimi arttırırken dil gelişimi içinde önemlidir.
  • Bebekler kendilerini izlemeyi çok sever. Karşısına bir ayna koyarak ilgi süresini arttırmak mümkündür.
  • Bebekler hayvanlarla da çok iyi anlaşır. Köpek, kedi, balık, kuş gibi hayvanları ya da fotoğraflarını göstermek çok eğlenceli olabilir

Mızmızlanan bebekler için öneriler

  • Günlük rutine (bez değişimi, banyo sonrası) dahil edilmesi bebeğin kolay adaptasyonunu sağlar
  • Süreyi 30-45 saniyeden yavaş yavaş arttırarak 10-15 dakikalara geçilmelidir  
  • Mızmızlanan bebekler için genellikle en iyi pozisyon karın-karına pozisyonudur. Deneme yanılma yoluyla bebeğin yüzüstü aktivitelerde en çok mutlu olduğu pozisyon seçilmelidir   
  • Bebeğin bilinen bir reflü problemi varsa göğsünün altına rulo bir battaniye/havlu konularak eğimli bir pozisyonda yüzüstü yatırılmalıdır 
  • Karın bölgesinde hassasiyeti olan bebeklerde kucak-karın pozisyonunun tercih edilmesi önerilir